Karşı cinslerden bireylerin kurumsal olarak birleşmesi.
Evlenme, her şeyden önce toplumun genel yapısına bağlıdır ve bu yapıdan kaynaklanan yasalarla, törelerle belirlenir. Bireysel olmaktan çok topluluksal ya da toplumsan özellik taşıyan bir olaydır.
DEĞİŞ – TOKUŞ SİSTEMİ
Evlenme, insan topluluklarına, toplumlara ve çağlara bağlı olarak büyük değişiklikler gösterir. Çok eski toplumlarda olduğu gibi, teknik balımdan ilerlemiş toplumlarda da, evlenmenin temeli, yükümlülüklere ve karşı-yükümlülüklere dayanan bir değiş-tokuş sistemidir. Bu örgütlenme incelendiğinde, temelinde mantıksal bir yapının bulunduğu görülür.
Dıştan evlenme, yani kendi topluluğundan eş alamama durumu, değiş tokuş kurallarının temelini oluşturur. Bu duruma göre, sözgelimi A topluluğundan bir erkek, ancak B topluluğundan bir kadın alabilir. ( bunun tersi de geçerlidir) Claude Levi-Strauss’a göre, bu karşılıklı ilişki, yakın akrabayla cinsle ilişki kurma yasağından, yani bir erkeğin herhangi bir kadını eş olarak almasının yasaklanmasından kaynaklanır. Ama gene bu iyice belirlenmiş kural, erkeği, belirli bir kadını alma zorunda bırakır ve böylece kendi kızkardeşiyle ya da kızıyla cinsel ilişki kıramamak, bu kızkardeşi ya da kızı bir başka erkeğe evlenmek için verme töresini doğurur; aynı zamanda da söz konusu başka erkeğin kızı ve kardeşi üstünde bir hakkın doğmasına yol açar.
iki yanlı evlilik örgütlenmeleri, bir topluluk ile bir başka topluluk arasında değiş-tokuş yapılmasından doğan örgütlenmelerdir. A ve B topluluğu, C ve D topluluğu, vb. , arasında değiş- tokuş olduğunu varsayalım. Bu durumda, A toplulu B topluluğuna, B topluluğu da C topluluğuna kadınlarını verebilirler; C topluluğu da D topluluğuna kadınlarını verir ve böylece kendi kadınlarını A topluluğuna veren son bir topluluğa kadar sürüp gidebilir. Am gerçeklik, bu kuramsal betimlemeden çok daha karmaşıktır.. Sözgelimi, Birmanya’daki soylu Kaşin aileleri, şu formüle göre kadın alıp verirler; A>B>C>D>E>A, Ama bir topluluğun her ailesi, öbür iki topluluğa bağlı iki aileden kadın alabilir. Bu da, ilk değiş-tokuş çevrimi içinde ikili bir yapı oluşturur. Kaşinler, aynı zamanda yakın akraba arasındaki evlilikleri yasaklarlar ve ancak, dayı kızı ile hala oğlu arasında evlenmeye izin verirler, Avusturalya’da yaşayan Murginler de geçerli olan dayı kızı ve halaoğlu arasındaki bu yakın akraba evlilikleri, yukarda sözü edilen değiş-tokuş yoluyla evlilik tipine tam olarak uyar.
Daha genele olarak, evlenmenin, belli bir toplumdaki akrabalık sistemiyle belirlendiği ve hem soyzincirini, hem de dünürlüğü belirlediği söylenebilir. Soyzinciri sistemi tek soylu ( akrabalık ilişkileri yalnızca baba ya da ana soyuyla belirlenebilir) ya da iki soylu ( soyzinciri, halkaları tanınan iki yana da dayandırılabilir) olabilir. Sözgelimi, Brezilya’daki Apinayerlerde kız, baba soyzincirine bağlanır. Batıda yaygın olan soyzincirindeyse, baba ya da ana soyundan ikisine de ağırlık tanınmaz.
İÇTEN EVLENME, DIŞTAN EVLENME,
En genel akrabalık tipleri, içten evlenmeye ya da dıştan evlenmeye dayanır. Bireyi, kendi topluluğundan eş seçmek zorunda bırakan ya da buna yönelten içten evlenme sistemi, etnik topluluğun, kabilenin, ya da kastın varlığına bağlı olabilir. Bazen de akrabalık içinde, hatta soyzinciri içinde uygulanabilir. Bu tür soyzincirlerden ve dünürlüklerden karı-kocanın ve yakın akrabaların rollerini belirleyen bir davranış sistemi ortaya çıkar. Söz gelimi ‘ilkeler’de baba soyzinciri geçerlidir ve bundan dolayı baba bütün otoriteyi elinde tutar, dayıysa yeğenleri ile yakın ilişki kurar ve herhangi bir anlaşmazlık durumunda kızkardeşini savunur.
TOPLULUK EVLENMESİ
Çeşitli toplumlarda, özel bir evlenme biçimi olan topluluk evlenmesi gözlenir. Sözgelimi, eski Çin’de toplum, iki temel sınıfa bölünmüştü: Halk ve Soylular. Toprağı işleyen topluluklar halinde yaşayan halk evlilik yaşındaki kız kümelerini birbirine alıp verirdi.Soylular arasındaysa bir erkek, ancak aynı aileye bağlı kadınlarla evlenebilirdi. Alacağı kadınların sayısı, soyluluğunun derecesiyle belirlenmişti.
KÜÇÜK KAYINBİRADERLE EVLENME
Dul kadınların kocalarının küçük erkek kardeşleriyle evlenmeleri yükümlülüğü, eski Arabistan’ın her yanında ve eski İbraniler arasında yaygın bir töreydi. Nedeni de, ölen kocaya bir mirasçı kazandırmaktı. Ortadoğu’daki Uzakdoğu’daki Afrika’daki geleneksel toplumların birçoğunda hâlâ yaygın olan töre, ölen kocanın bütün akrabalarını kapsar: ama ölenin küçük erkek kardeşine bir ayrıcalık tanınır.
